Kral Charles Washington’da: Gerilimli Ziyarette Taht Diplomasiye Koşuyor

28.04.2026 - 12:01
YAYINLANMA
5 DK
OKUNMA SÜRESİ
Google News

İngiltere Kralı 3. Charles ve eşi Kraliçe Camilla, 27 Nisan’da ABD’ye ayak bastı. Ama bu sıradan bir kraliyet gezisi değil, vallahi hiç değil. İki ülke arasındaki ilişkilerin son yılların belki de en gergin döneminden geçtiği tam da bu noktada, İngiliz tahtının sahibi Washington’a indi. Dört gün sürmesi planlanan bu ziyaret, ABD’nin bağımsızlığının 250. yıl dönümü çerçevesinde düzenleniyor ama işin arka planına bakınca tablo o kadar da şenlikli görünmüyor…

Bak şimdi, meseleyi anlamak için biraz geriye gitmek lazım. İngiltere ile ABD arasında son dönemde ciddi bir gerilim var. İran meselesi bu gerginliğin fitilini ateşledi. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonları sürerken, İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın hükümeti bu operasyonlara doğrudan katılmama kararı aldı. Washington bu karara sert tepki gösterdi, yani Londra ile Washington arasına epey kalın bir buz tabakası girdi. Bir de üstüne Trump’ın İngiltere’ye yönelik gümrük tarifesi tehditleri ve sert söylemleri eklendi. Londra-Washington hattı, uzun süredir bu kadar çatlak olmamıştı.

İşte tam böyle bir atmosferde Kral Charles, bavullarını toparlayıp Beyaz Saray’a gitti. Törenler falan da eksik değildi tabii, devlet ziyareti sonuçta. Askeri karşılama yapıldı, iki ülkenin ulusal marşları çalındı, 21 pare top atışı gerçekleştirildi. Beyaz Saray bahçesinde etkinlikler düzenlendi. Protokol eksiksiz işledi. Ama siyasi tablonun bu görkemli sahnenin tam arkasında durduğunu herkes biliyor…

Ziyaretin programına bakılınca Washington, New York ve Virginia’yı kapsayan yoğun bir takvim göze çarpıyor. Kral Charles, Başkan Donald Trump ile Beyaz Saray’da birebir görüştü, resmi akşam yemeğine katıldı. Bunlar bile başlı başına önemli gelişmeler. Ama ziyaretin zirvesi aslında başka bir yerde: Kral Charles, ABD Kongresi’nin ortak oturumunda bir konuşma yapacak. Bu konuşma, bir İngiliz hükümdarının Kongre kürsüsüne çıkacağı yalnızca ikinci kez olacak. İlki 1991’de, Kraliçe 2. Elizabeth tarafından yapılmıştı. Yani tarihi bir an bu, yalan yok.

11 Eylül Anıtı’na çelenk bırakılması da programda yer alıyor. Çeşitli toplumsal gruplarla görüşmeler, kültürel etkinlikler, siyaset ve iş dünyasından yüzlerce davetlinin katılacağı resepsiyonlar… Bunların hepsi iki ülke arasındaki ekonomik ve kültürel bağları pekiştirmeye yönelik adımlar olarak sunuluyor. İngiltere’nin Washington Büyükelçiliği de ziyaretin “ortak değerler ve tarihi bağları” güçlendirme amacı taşıdığını açıkladı.

Neyse, devam… Peki ya muhalefet? İngiltere’de bu ziyarete karşı çıkanlar az değil. Liberal Demokrat Parti lideri Ed Davey, Kral’ın ziyaretinin tamamen iptal edilmesi gerektiğini söyledi. Gerekçesi de net: Davey’e göre bu ziyaret, Trump için “diplomatik kazanım” anlamına geliyor. Muhalefetteki Yeşiller Partisi ve hatta iktidardaki İşçi Partisi’nin kendi içinden bazı milletvekilleri de ziyaretin en azından ertelenmesi gerektiğini savundu. Yani Kral’ın bu seyahati İngiltere’de hiç de herkesin onayladığı bir karar değil.

Londra merkezli Uluslararası Af Örgütü, yani Amnesty International da bu konuda son derece sert çıktı. Örgütün İngiltere Direktörü Kerry Moscogiuri, Kral’ın ABD ziyaretini “ulusal aşağılanma” olarak nitelendirdi. Moscogiuri, ABD yönetiminin uluslararası hukuk ve insan haklarına yaklaşımını sert bir dille eleştirirken, İngiltere’nin bu politikalara karşı yeterince güçlü durmadığını da vurguladı. Ağır kelimeler bunlar, “ulusal aşağılanma” deniyor yani…

İnanır mısınız, bütün bu eleştirilere rağmen İngiltere hükümeti ziyareti savunmaya devam etti. Başbakan Starmer, ziyaretin iki ülke arasındaki tarihi bağları yansıttığını söyledi. İngiliz monarşisinin “iki ülke arasındaki kalıcı ilişkilerin önemli hatırlatıcısı” olduğunu da ekledi. Yani hükümetin tutumu şu: Kral burada siyasi bir mesaj vermek için değil, köklü ilişkilerin sembolü olarak orada.

Diplomatik çevreler ise bu ziyareti “yüksek risk, yüksek hassasiyet” taşıyan bir girişim olarak değerlendiriyor. Uzmanlar da aynı noktaya dikkat çekiyor: Ziyaret “yumuşak güç” unsuru olarak planlanmış olabilir ama mevcut siyasi koşullar bu planı oldukça çetrefilli bir zemine oturtmuş durumda. Trump yönetiminin öngörülemeyen politikaları, her adımı daha da riskli kılıyor. İngiltere açısından bu hem siyasi hem sembolik bir denge oyunu, ve denge oyunları her zaman tehlikelidir…

Kongre konuşması da ayrı bir merak konusu. Kral Charles o kürsüde ne söyleyecek? Hem İngiltere’nin tutumunu yansıtacak hem de ABD ile ilişkileri zedelemeyecek bir dil kullanması bekleniyor. Yani her kelimeyi tartarak konuşacak. Bu konuşma, ziyaretin belki de en kritik anı olacak, diplomatlar öyle düşünüyor en azından.

Sonuçta şu soruyu sormadan geçemiyoruz: Bu ziyaret gerçekten İngiltere-ABD ilişkilerini onarır mı, yoksa mevcut görüş ayrılıklarını daha da görünür hale mi getirir? Kraliyet törenleri parlak, protokoller eksiksiz ama siyasi gerçekler çok daha karmaşık… Bakalım Kral Charles’ın bu Washington seyahati tarihe nasıl geçecek, gelişmeleri yakından takip ediyoruz.

Kaynak: Orijinal Haber

Mine Ulubatli
Yazar hakkında bilgi bulunmamaktadır.
Tüm Yazıları Görüntüle →
8

Yorum Yap