TÜİK Açıkladı: Her İki Türk Yetişkinden Biri Bakım Yükü Altında!

07.05.2026 - 12:01
YAYINLANMA
6 DK
OKUNMA SÜRESİ
Google News

Vallahi bak, TÜİK’in açıkladığı bu rakamlar gerçekten çarpıcı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2025 yılına ilişkin yayımladığı “İş ve Aile Yaşamının Uyumu” bülteni ortaya koydu ki geçen yıl 18-74 yaş grubundaki 59 milyon 127 bin kişinin tam yüzde 43,1’i, yani neredeyse yarısı, bakım sorumluluğu taşıyor. Çocuğuna bakan, hastasına koşan, yaşlısının elinden tutan milyonlarca insan. Bunların hepsi de bir yandan çalışmaya devam ediyor.

Peki bu bakım sorumluluğu ne demek tam olarak? Şöyle düşünün; kişinin aynı evde ya da ev dışında yaşayan, düzenli olarak ilgilendiği 15 yaş altındaki çocukları, torunları ile 15 ve üzeri yaştaki hasta, engelli çocukları, eşleri veya bakıma muhtaç yakınları kapsıyor bu tanım. Yani sabah işe gitmeden önce annesinin ilacını hazırlayan, akşam eve gelince çocuğunun ödevine oturan o milyonlarca insan. Onlar bu istatistiğin içinde.

Rakamlar cinsiyete göre de farklılaşıyor. Erkeklerde bu oran yüzde 40,6 olarak kaydedilirken kadınlarda yüzde 45,6’ya çıkıyor. Yani kadınlar hem daha fazla bakım yükü taşıyor hem de… neyse, devam edelim.

İş gücüne katılım meselesine gelince ilginç bir tablo çıkıyor karşımıza. 18-74 yaş grubunda genel iş gücüne katılma oranı yüzde 58,2. Ama bakın şu çelişkiye; bakım sorumluluğu olanların iş gücüne katılma oranı yüzde 60,5 iken sorumluluğu olmayanlarınki yüzde 56,4 olarak çıkmış. Yani bakım yükü taşıyanlar daha çok çalışıyor. İnanır mısınız? Hem eve bakıyorsunuz hem de işten geri kalmıyorsunuz.

Tabii kadın-erkek ayrımında tablo biraz farklılaşıyor. Kadınlarda bakım sorumluluğu olanların iş gücüne katılma oranı yüzde 37,8 iken olmayanlarınki yüzde 41,7. Erkeklerde ise bu oran sırasıyla yüzde 86 ve yüzde 70 olarak kayıtlara geçmiş. Yani erkek için bakım sorumluluğu iş gücüne katılımı artırırken kadın için tam tersi bir etki yapıyor. Bu da ayrıca düşünülmesi gereken bir konu…

Peki istihdamda olanlar hangi tür bakım sorumluluğu taşıyor? Geçen yıl istihdamdaki kişilerin yüzde 39’unun sadece çocuk bakım sorumluluğu bulunuyor. Bu oran en yüksek dilim. Sadece torun bakım sorumluluğu olanların oranı yüzde 2,3 olarak çıkmış, sadece yetişkin bakım sorumluluğu bulunanların oranı da yine yüzde 2,3. Çocuk ve yetişkin bakımını ya da torun ve yetişkin bakımını birlikte yürütenlerin oranı ise yüzde 2,1 olarak hesaplanmış. Yani millet ağırlıklı olarak çocuklarına bakıyor, bu açık.

Şimdi gelelim işin en can alıcı kısmına. Profesyonel bakım hizmeti meselesi. 15 yaş altında çocuk bakım sorumluluğu bulunan ve istihdamda olan kişilerin yüzde 14’ü kurumsal bakım merkezini kullanıyor. Yüzde 1,6’sı evde ücretli bakımı tercih etmiş, yüzde 1,4’ü ise her ikisini birden kullanmış. Ama asıl rakam şu; bu kişilerin tam yüzde 83’ü herhangi bir profesyonel bakım hizmeti almamış. Yüzde 83! Yani 10 kişiden 8’i bu yükü tamamen kendi sırtında taşıyor.

Yetişkin bakım sorumluluğu taşıyanlarda da tablo benzer. İstihdamda olup yetişkin bakım sorumluluğu olanların yüzde 17’si evde ücretli bakımı kullanırken yüzde 3,6’sı kurumsal bakım merkezine başvurmuş. Geri kalan yüzde 79,3 ise herhangi bir bakım hizmetinden yararlanmamış. Neden mi? Birazdan geliyoruz.

Bak şimdi, çocuk bakım hizmeti kullanmayanların yüzde 50,8’i bakımı kendisi veya eşiyle birlikte yürütmüş. Yani iki kişi omuz omuza vermiş, bir şekilde idare etmeye çalışmış. Bu kişilerin yüzde 19,7’si çocukların kendilerine bakabildiğini söylemiş. Yüzde 17,6’sı ise profesyonel bakım hizmetinin maliyetinin çok yüksek olduğunu belirtmiş. Yüzde 5,5’i de işi büyükanne, büyükbaba veya diğer yakınlarıyla götürdüğünü bildirmiş. Türk ailesinin o bildiğimiz dayanışması işte, hâlâ devam ediyor.

Yetişkin bakım hizmeti kullanmayanların yüzde 72,6’sı profesyonel bakım hizmetine ihtiyaç duymadığını ifade etmiş. Ama dikkat; yüzde 17,9’u maliyetin yüksekliğinden şikayet ederken yüzde 5,3’ü ulaşılabilecek mesafede bakım hizmetinin veya boş kontenjanın bulunmadığını belirtmiş. Yani hem pahalı hem de yeterince erişilebilir değil bu hizmetler. İşte sorunun tam ortası burası.

Bir de şu var; hem işini hem bakım sorumluluğunu birlikte yürütmek nasıl bir yük? TÜİK’in verileri bunu da ortaya koyuyor. İstihdamda olup bakım sorumluluğu bulunanların yüzde 70,1’i bu iki sorumluluğu birlikte yürütürken herhangi bir zorluk yaşamadığını söylemiş. Güzel, ama geriye kalan yüzde 30’a ne oldu? İşte o kesim, 4 milyon 303 bin kişi, ciddi zorluklar yaşadığını bildirmiş.

Bu 4 milyon 303 bin kişinin yüzde 38,4’ü en büyük sorun olarak uzun çalışma saatlerini göstermiş. Yüzde 26,9’u işin zahmetli ya da yorucu olmasından dem vururken yüzde 8,9’u ev ile iş arasındaki ulaşımın uzun sürmesini neden olarak öne sürmüş. Uzun çalışma saatleri nedeniyle zorluk yaşayan erkeklerin oranı yüzde 39,3, kadınlarda bu oran yüzde 36,4 olarak çıkmış. Yani mesai saatlerinin uzunluğu, hem annelerin hem de babaların sırtındaki en ağır yük olmaya devam ediyor.

Araştırma, Avrupa Birliği ülkeleriyle aynı dönemde uygulanmış olması bakımından da önem taşıyor. Bu sayede Türkiye’nin iş ve aile yaşamı dengesi uluslararası platformda da karşılaştırılabilir hale geliyor. Araştırmanın içerdiği değişkenler ve uygulama yöntemi açısından bu kapsamda daha önce gerçekleştirilen çalışmalardan farklı olduğu da belirtilmiş. Yani bu veri seti, bu konuda yapılan en kapsamlı çalışmalardan biri olma özelliği taşıyor.

Yalan yok, rakamlar net konuşuyor. Milyonlarca insan hem çalışıyor hem bakıyor, hem koşuyor hem yetişmeye çalışıyor. Profesyonel destek ise ya çok pahalı ya da ulaşılamaz durumda. Bundan sonra bu tablo nasıl değişecek, bakım hizmetlerine erişim kolaylaşacak mı, yoksa millet bu yükü yine kendi sırtında taşımaya devam mı edecek?

Kaynak: Orijinal Haber

Mine Ulubatli
Yazar hakkında bilgi bulunmamaktadır.
Tüm Yazıları Görüntüle →
13

Yorum Yap